‘YAZMAK ÖZGÜRLÜKTÜR´
Yazar Akyol, ‘Yazmak zor ama o kadar da keyifli bir eylem´ dedi.
Tarih: 23.7.2021 09:07:04/ 3135okunma / 0yorum

RÖPORTAJ: HARUN SAYGILI

Akyol´un bilinmeyenleri bu röportajda…

´Yazılıp bitirilen her kitap bir yazarın evladı gibidir´ diyen ve 5 özel kitap yazarak bu alanda adını duyurmayı başaran yazar Murat Akyol, yeni kitaplarını okurlarıyla buluşturmaya hazırlanıyor.

Bilinmeyenlerini ve hedeflerini anlatan Akyol;  ´Yazmak zor ama o kadar da keyifli bir eylem´ dedi ve çok özel açıklamalarda bulundu. İşte o söyleşi…

* Sayın Akyol, okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız? 

“1969 yılı doğumluyum. 30 yıllık devlet memuruyum ve Giresun Sağlık Müdürlüğü´ne bağlı olarak 112 Komuta Kontrol Merkezi´nde görev yapıyorum. Orada bir birimin sorumlusuyum. Evliyim, eşim öğretmen. Kendisi bir devlet okulunun müdürlüğü görevini yürütüyor. Üniversite çağında olan bir kız evladımız var. 30 yıldan fazladır Giresun´da sanatsal, sosyal ve kültürel ve sportif faaliyetler içerisinde bulundum. Giresun Folklor Sanat Derneği (GİFSAD), Giresun Kültür Sanat ve Turizm Derneği (GİKÜSAD) bunlar arasındadır. 1989 yılında sayın Ömer CİNEL başkanlığında kurulan GİFSAD´da halk oyunlarıyla şehrimizi çok kez temsil edip, 2017 yılında kurulan GİKÜSAD´da da yönetim kurulu başkanlığı yaptım. 1985 yılı Fiskobirlikspor´da voleybol-futbol, yine kentimizin amatör kulüpleri olan Köy Hizmetleri, Sokakbaşıspor ve Beşiktaş´ta futbol oynadım. Kurumumun amatör kulübü Sağlıkspor´da idarecilik görevinde bulundum. Yaptığımız naçizane çalışma ve çabalar, farklı zamanlarda çeşitli edebiyat ve meslek ödüllerine layık görüldü. Bunlar; Ortanca Dergisi Uluslararası Şiir Ödülü (2010), 1. Sema Yazıcıoğlu Tiyatro Oyunu Yazma Yarışması (2016), UTEF Uluslararası Trabzon Edebiyat Festivali Ödülü (2017), Türkiye Rotary 2430. Bölge (Edebiyata Katkı) Meslek Hizmet Ödülü (2019).”         

* Kamuda çalışıyorsunuz, yazarlık yönünüz var. Sayın Akyol, yazarlığa ilk adımı nasıl attınız? 

“Evet, devlet memuruyum. 30 yıldan fazladır kamu görevlisiyim. Bu zamana kadar edebiyatı hep sevdim ve içimdeki edebiyat sevgisiyle özellikle lise yıllarından beri sürekli şiirler, öyküler yazmaya çalıştım. Şanslıyız ki bizleri, lise çağlarında çok iyi öğretmenler yetiştirdi. Giresun Atatürk Lisesi mezunuyum. O zamanlar lisemiz 6 yıllıktı. Ortaokulu ve liseyi birlikte okuduk biz. 1980 yılında başladığım ortaokulda sayın; Abdullah Karaosmanoğlu, Ergün Ertürk, lisede de Ali Göreci (merhum) gibi çok üstün edebiyat hocalarından dersler aldık. Bu konuda, onların bizlere aşıladığı okuma sevgisi ve edebiyat aşkının bugünlere ışık tuttuğunu söyleyebilirim. Her birini de burada saygıyla ve minnetle anıyorum. Bu sorunuza ‘yazarlık hayatı´ değil de öncelikle ‘sanat hayatı´ mecrasından yanıt verirsem; sanatsal faaliyetlere 1989 yılında Giresun Folklor Sanat Derneği (GİFSAD) ile başladım. O zamandan sonrada hep sanatsal faaliyetlerin içinde oldum. Zaten lise çağlarından beride şiirler yazardım. 2010 yılında Ankara´da aldığım uluslararası yapılan bir şiir ödülü, bu manada bana çok yol açtı. Ankara Kalesi Zengerpaşa Konağı´nda yapılan bu ödül töreninde, ülkemizin başkentte bulunan yetkin ve alanlarında söz sahibi edebiyat üstatlarıyla tanışma fırsatım oldu. O yıllarda öykülerde yazıyordum. Üstatlar benden bu öyküleri istediler, gönderdim. Onların kitaplaşması süreci de bu yolla başladı.”

* Bugüne kadar kaç kitabınız yayımlandı? Yakın zamanda okurlarınızla buluşturacağınız bir kitap çalışmanız var mı? 

“Yayımlanmış üç öykü kitabım, bir roman ve bir de inceleme-araştırma eserim var. Bunlar:  Dalgalara Bin De Gel (Öykü/2014),  Akıllı Mı Desem Deli mi (Öykü/2015), Altın Post&Amazonların Gözyaşları (Roman/2016), Giresun´da Efsaneler Söylenceler Masallar (İnceleme-Araştırma/2018),   Giresun´un Sevgilisi ‘Yavyum Ertuğrul´ (Öykü/2019).

Bu zamana değin; kitaplarımda hep Şehr-i cananımız olan Giresun´u yazmaya, dilim dönüp kalemimiz elverdiğince onu anlatmaya çabaladım. Giresun´a ait olan kişi ve olaylardan tutun da, Giresun´un geçmişteki ve bizlerinde yaşadığı renkli şahsiyetleri öykü kahramanlarım yaptım şimdiye kadar, hep onları anlattım. Onları gelecek kuşaklarında bilip tanımasını, kısacası unutulmamalarını istedim. Ki, onlar; bu küçük çabaları o kadar çok hak edenlerdir ki aslında? Onlar bu şehrin unutulmaz renkleri ve dört mevsim hiç solmayacak gülleriydi benim nazarımda. 

Deli Semiha´yı, Arnik Teyzemizi, Ali Arif´i, Abidi´yi, Nebiye´yi ve burada ismini sayamayacağım sayıdaki o çok özel ve güzel insanlarımızı gelecek kuşaklarımızda bilsinler, yaşamasalar bile tanısınlar, geçmişlerine ve Giresun´umuzun eski güzelliklerine sahip çıksınlar istedim.  

Bu bizim edebi manadaki yolumuzdur, bundan vazgeçmeyeceğiz. Bu sebeple; Kurtuluş Savaşımızın Destan Kahramanı, Batum ile Zonguldak arasının o yıllarda Karadeniz´deki tek hakimi-söz sahibi, başı karanlık Giresun dağlarının efsanesi, Ata´mızın canını emanet ettiği adam-onun muhafız alayı komutanı milli kahramanımız Yarbay Osman Ağa´mızın hayatını anlatan tarihi-kurgu bir roman yazdım. ‘Bir insan olarak Topal Osman Ağa´ adındaki bu çalışmayı yakın ve güzel bir zamanda ortaya getireceğiz. Ayrıca kitaplaşacak bir ‘çocuk öyküleri´ çalışmamız ve yine Giresun´a ait ‘yol hikayeleri´miz olacak inşallah nasipse.”                 

* ‘Yazmak bir özgürlüktür.´ Siz bu özgürlüğün tam olarak neresindesiniz? 

“Tespitiniz çok doğru ve haklı bir tespit. Yazmak insanı özgürleştiriyor. Rahatlatıyor ve aslında bir nevi bir terapi sağlıyor. Şiir olsun, ya da adına ‘nesir´ dediğimiz düz yazılarla ortaya konan bütün edebi çabaların herkesçe denenmesi ve uğraşılması taraftarıyım. Okuyup da, okuma zevkinize göre olan konularla uzaklaştığınız an ve zaman dilimlerinden, bunu yazarak da yapabilirsiniz. Ben yazarak, Giresun´un kimi zaman geçmişteki o çok güzel günlerine, kimi zaman 3.000 yıl önceki antik Kerasus´una ve kadim Anadolu´ya, Yunanistan´a ve Orta Asya´ya gittim. Bundan da çok büyük mutluluk duydum. Şimdiki anda, belki o zamanları yaşadım, yazarak. Bugünkü dünyadan uzaklaştım, ruhum dinlendi diyebilirim bir manada. Yazmak zor ama bir o kadarda keyifli bir eylem. Fakat doğruları yazmak, okuyup incelemek ve önce araştırmak kaydıyla olmalı bu. Ben Altın Post& Amazonların Gözyaşları romanını yazmadan önce tam bir yıl; antik Anadolu, Yunan, Pers ve Orta Asya Türk Mitolojilerini adeta ezberlemiştim okurken. Sonrasında da bu romanı 8 ayda yazdım. Şimdi bu roman Rusça´ya çevrildi. Hollywood sineması da Türkiye´deki bir firması kanalıyla romanı film yapmak için bize ulaştı. Üzerinde çalışılıyor. Umulur ve dilenir ki, bir gün onu film olarak da izleriz.”   

* ‘Kitaplar içi altınla dolu hazinelerdir.´ Siz bu hazineleri nasıl ortaya çıkarıyorsunuz? 

“Bir üstte de bahsetmeye çalıştığım gibi; şayet yazılacak kitap şiirsel bir eser değilse, öncelikle konuya hakimiyet gerektir… Ki ben, iyi şiir yazmak için bile önce çok okumak, tarih, coğrafya, felsefe ve diğer birçok bilimin bilinmesi taraftarıyım. ‘Giresun´da Efsaneler Söylenceler Masallar´ eserimiz için ilçeleri, köyleri, yaylaları gezdik. Bu konuda birikim sahibi, yaşlı ve bir hafıza-bir bellek sayılabilecek sayıda yetkin insanlarla görüştük. Yüzlerce yıllık olup da sadece sözlü aktarımlarla günümüze ulaşmış olan bu sözlü kültür hazinelerine başka türlü ulaşamazsınız zaten. Biz de öyle yaptık. Yine, Kültür ve Turizm Bakanlığı´mızın ‘Türkiye Masal Külliyatı´ envanterine 2018 yılında topladığım 15 masalla ‘Giresun Masalları´ bölümünü kazandırıp naçizane katkı sunduk. Bu tür çalışmalar, uğraşılmadan, emek ve çaba gösterilmeden ortaya konamıyor maalesef. Aslı birer ‘halk bilimi çalışması´ olarak adlandırılan bu çabaların çok zengin bir kültür örgüsü ve muazzam tarihi dinamikleri olan kadim Giresun için artması, artırılması gerekir. Yeter ki uğraşılsın, yeter ki geçmişimize, kültürel tarihimize gereken önem verilsin. Ortaya çok güzel eserler mutlak çıkacaktır. Çünkü,  Giresun´un bu yönü, esvabı ve zenginliği mevcut.”

* Yazdığınız/yayımlanan kitaplar arasında; ‘bendeki yeri çok ayrı´ dediğiniz bir eseriniz var mı? Varsa hangisi? 

“Bu cevaplaması güç bir soru… Çünkü yazılıp bitirilen her kitap bir yazarın evladı gibidir adeta. Bir manada çocuğudur yani?... Fakat illaki bir seçim yapmak zorunda isem, bu zamana kadar yayımlanmış olan eserlerim içinde ‘Altın Post&Amazonların Gözyaşları´ romanımı ayrı tutmak isterim. Bu eserde bugüne ait tek bir cümle yok. Tanıtım mottosu olarak; ‘Bu Kitap 3.000 Yaşında´ cümlesini kullanmıştık zaten. Antik çağların yaşayışını Amazonlar ve mitoloji üzerinden ve de özellikle de Giresun (Kerasus) ekseninde anlatan bir romandır bu. Ana konu, hepsinin üzerinden toplanarak Kerasus´ta ve romanın ana merkezi Amazonların kutsal adası Aretias´ta  (Giresun Adası) geçer ve yoğunlaşır. Zaten kitabın tanıtımını da gerçek mekanında, ben de dahil gerçek kostümler giyerek (Amazon Kadın-Herkül-Argounot)  bu adada yapmıştık. 

Mitolojide Aretias, Savaş Tanrısı Ares´in kutsal adası ve Amazonlarda onun ‘savaşçı kızlarıdır.´ Ana üsleri de Aretias´tır. (Giresun Adası)” 

* Günümüz Türkiye´sinin en önemli sorunlarından birisi de okuma alışkanlığının düşük olması olarak yorumlanıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

“Ülkemiz dünyanın en güzel ülkelerinden, göz kamaştıran tarihi ve kültürüyle çekim merkezlerinden birisidir... Fakat aynı şeyleri; kültür seviyesi, eğitim ve öğretim başarısı, çağa ve teknolojiye ayak uydurması, sanata verilen değer, insan haklarına saygı ve demokratik yapıya özen, basın özgürlüğü,  suç ve suçlular konusunda adaletin tesisi, doğa-çevre ve hayvanlara verilen önem gibi konularda maalesef söyleyemiyoruz. 

Bu durumu, kitaplara ve okumaya verilen değer olarak ta maalesef aynı kategoriye koyabiliriz. Bütün kağıt fabrikaları özelleştirilmiş ya da kapatılmış bir ülkede kimse bana daha eğitimli, kültürlü ve ileride kalkınmış bir kültürel ve ekonomik yapının olabileceği ülke masallarından bahsetmesin. Türkiye, bugün bir gram kağıt üretmiyor. Bütün sektör ithalat üzerinden ve dövize endeksli çalışıyor. Kitap baskı maliyetleri dayanılmaz seviyelerde. Bu, haklı olarak kitap fiyatlarına ve bu manadaki üretimlere yansıyor. Ekonomik zorlukların bu kadar çok ve yoğun olduğu bir ülkede bu politikaların kökten yanlış ve hatalı olduğu kanısındayım. Ben bilinçli ve aklıselim bir Türk evladı olarak bu durumun bu ülkenin mahvına sebep olacak faktörlerden biri olacağını şimdiden haykırmak istiyorum. Bu ülkeye yazık ediyorsunuz! 21. Yüzyılda, bir gram kağıt dahi üretemeyen ama “biz dünya devi olduk” iddiasında olan ülke mi olur? Yazık!  Bunlar, düşünülmesi ve çözüm bulunması elzem konulardır.”    

* Sayın Akyol, son olarak neler eklemek istersiniz?  Teşekkürler…

“Öncelikle yerinde ve güzel sorularınızla bizi konuk ettiğiniz için Giresun size çok teşekkür ederim. Fikirlerimizi, düşüncelerimizi, Giresun kültürü ve sanatı için bugüne kadar olan naçizane çaba ve çalışmalarımızı kıymetli okuyucularınıza aktardınız. Bu röportaj için size müteşekkirim. Kentimizin tanınırlığı, bilinirliği, edebi ve kültürel manadaki tüm aktarımları için olan/olacak tüm çalışmalarda; elimizden geldiğince ve kısmetse bundan böylede var olacağız.”

/resimler/2021-7/23/1225184497255.jpg








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
HABERCİ GAZETESİ
17.07.2021
M-1

  

 

 

 

 

M-2
M-3
Çorbanızı kısık ateşte pişirerek lezzetini artırabilirsiniz. Pişirme esnasında çorbanıza ekleyeceğiniz su mutlaka sıcak olsun. Çorbalarınızda tuzu fazla kaçırırsanız bir patatesin kabuklarını soyun ve dörde bölerek çorbanın içine atın. Patatesler yumuşa

Çorba Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
M-4
M-5

  /resimler/2021-1/13/1543587105199.jpg

DOLAR
8.8240
EURO
10.3526
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
´Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.´

Hz. Muhammed
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi