“Yazmak gönül işidir”
“Şiir sanatın kara kutusudur” diyen Öztürk neler anlattı neler…
Tarih: 14.5.2021 10:50:05/ 3957okunma / 0yorum

Şair-yazar Zehra Kemaloğlu Öztürk, neler anlattı neler...

Giresunlu bir sanat aşığı… Yağlıboya resim ve türkü klipleriyle de sanata gönül vermiş şair-yazar Zehra Kemaloğlu Öztürk, Giresun Vizyon Dergisi´nin konuğu oldu.

Yakın zamanda ‘mani ve denemeler´ adlı yeni kitabı çıkacak olan şair-yazar Zehra Kemaloğlu Öztürk ile yazdığı kitaplar ve hedefleriyle ilgili konuştuk.

“Sorgulamayan aklın kimseye faydası yoktur, kendine bile” diyen şair-yazar Öztürk; “Şiiri sanatın kara kutusu´ olarak yorumluyor.

İşte o söyleşi…

 * Şair ve Şiir... Sizce nedir?

“Aklımın erdiğinden bugüne hep şiirle içli dışlı oldum. Nasıl bir şeydir hala düşünüyorum; ilk şiirlerle tanıştığımdan bu yana anlam yüklü ne olabilir ki şiirden başka hayatta. İki mısraı şiirle bir hal bir duruş bir tavır kısaca söylemek istenilen her şeyi insana melodik bir şekilde sunmak mümkündür. Şiir hayatın, anatomisidir, ruhudur, algoritmasıdır. Şiir hayatın kısaca kendisidir.”

 * Niçin ve ne zaman yazmaya başladınız?

“Şiir yazmaya başlamadan önce hayatımı çalıyordu her üzüntü her türlü anı. Oysa hiç gerek yoktu bu kadar beklemeye. İyi ki yazmışım. Çocuk kalbimde saklıyordum her şeyi büyüseydim ölecektim! Yazmak gönül işidir, okumayan bunu anlamaz. Şiir kalbe ferahlık verir bir nevi hayatın kaynağı gibidir. İnsan su bardağı gibidir dolunca taşmaması mümkün değildir.”

* Şiire nasıl tanıklık ediyorsunuz?

“Şiir özden gelir öze hitap eder. Bir şiir tane tane bir işlem basamaklarının yazılması gibidir. Yalnız, yazılması gereken bir işlem değil algoritma gibi hayatı tanımlayan komutların bütünüdür.  Benim mantığa dayalı düşünme ve yazma metodum yoktur. Gelişigüzel gündelik yaşamdan alırım komutlarımı. Çağın politikasına ve dünya haline kafayı takmadığım söylenebilir, bu benim orijinime leke sürmez.”

* Şiire ilk başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz? 

“İlkokula kayıtsız başlamıştım ama okumayı çak seviyordum, şiir okuma ve ezberim vardı hep böyle gitti. Lisede başladım önce öğretmenlerime övgü olsun diye yazdığım her söz şiir oluveriyordu. Hayatımın her döneminde şiir vardı, çalışırken de vardı. Emekli olduktan sonra daha rahat yazmaya başladım. Hayata yeniden yön vermek gerekiyordu benim için ben de buna devam ettim. Sosyal medyada İki binli yıllardan bu yana ufak tefek şiirlerimi paylaşmaya başlayınca dikkat çekmeye başladı. Çoğu şairlerin belki de yazmayı bıraktığı noktada şiir yazmaya başladım ve böylece devam etti.”

* Şiirlerinizin nasıl kitap haline dönüştüğünü anlatır mısınız?

“İlk kitabım ‘BENİM ADIM ARİFE´ sosyal medyadaki paylaşımlarımı gören bir edebiyat öğretmeni (Şükrü Oflu) tarafından keşfedilmesiyle çıkmıştır.”

* Sanatçının toplumdaki yeri nedir?

“Sanatçı toplumun değeridir. Eğer bir toplum yazarını-çizerini, tiyatrocusunu, ressamını, şairini tüm sanat dallarıyla ilgilenen sanatçısını yetiştirmiyor, desteklemiyorsa o ülke raydan çıkmış tren gibidir.  Kültür bir toplum için ne kadar gerekli ise sanat ve sanatçı da o denli önemlidir. Çünkü sanatla ilgilenen insan üreten, geliştirici, tanımlayıcı ve sorgulayıcıdır. Sanat da hayat için böyledir.”

* Giresun şivesi ile bir şiir kitabı düşünür müsünüz? 

 “Giresun şivesi ile ilgili lise yıllarından beri notlarım var, lakin bu tür çalışmalar olduğunu biliyorum hiç düşünmedim. Çünkü uzun süredir annemden derlediğim mani ve denemelerim var basımda.”

* Şair ruhunuzla Giresun´u okuyucularımıza nasıl atlatmak istersiniz?

“Giresun kadar kendi güzel ruhu güzel başka il var mıdır ki... Denizi-adası, ağası-paşası, beldesi-yaylası, dağı-tepesi, bağı-bahçesi, fındığı-pekmezi, koyunu-kuzusu, gelini-kızı ille de misafirperver ve vatanperver insanı...  Sayamadığım onca şeyi kaplayan şehir ve insan tablosu sanat ve deryasını oluşturuyor bu şehrin, kıymeti biline...”

/resimler/2021-5/14/1256537178162.jpg

* Kaç kitabınız var?

“Benim Adım Arife,  Canın cennetime,  Ahsen Yar´a,  Minör sözler ve  Huzursuz adamlar isimli öykü kitabı olmak üzere 5 kitabım var, hepsi birbirinden farklı özellikte. Ayrıca, mani-şiir-denene ve derlemelerim adlı kitabım da basım aşamasında.”

* Kaç klibiniz var, devamı gelecek mi?

“Beş klibim var.Beste ve türkü çalışmalarım devam etmektedir.”

* ‘Huzursuz Adamlar´ adlı son kitabınızda toplumsal duyarlılığa dikkat çeken yazılar var. Kadına şiddet, çocuğa şiddet ve istismar, çocuk gelinlere değiniyorsunuz. Bu toplumsal sorun için okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

“Toplumun gelişimi bilinçli ebeveynler ile ancak düzene girer. Bu da yine kadının değer görmesi ile gerçekleşir. Eğitim düzeyi yüksek olan ailelerde yetişen çocuklar huzurlu olur ve iyi bir toplumu oluşturur. Böylece kadın-çocuk ve aile üçlemesi dünya düzenini değiştirecek güce sahip olur. Ha ‘erkek´lere haksızlık etmiş olmayız bu düşüncemizle. Çünkü onları yetiştiren de anneleridir. Diyebilirim ki hangi yaşta olursa olsun erkekler de çocuk ruhuna sahiptirler. Kadınların rahatlığı onları da feraha kavuşturacaktır. Biz kadınlar erkeklerden sevgi saygı beklerken onları unutmuş sayılmayız. Biz onların aynasıyız; bizde ne görmek istediklerini yansıtıyoruz, bunu unutmamaları gerekiyor.”

* Günümüz gençliğine hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

“Günümüz gençliği çok şanslı, tüm bilgiler ellerinin altında neye ulaşmak isterlerse hemen ulaşıyorlar. Bunun için iyi bir internet kullanıcısı olmaları lazım. Zamanımız gençleri çok şanlı ve bilinçli, inanın biz büyüklerden çok daha duyarlılar. Geleceğin veli nimeti onlar, ne kadar özen gösterirsek o kadar iyi gençlere.”

* Yazarken en keyif aldığınız ya da hüzünlendiğiniz konuları sorsak, cevabınız ne olurdu?

“En çok okurken keyif aldığımı söyleyebilirim. Her gün yeni bilgilere ulaşmak çok mutlu ediyor beni. ‘Huzursuz Adamlar´ öykü kitabımda da bahsettiğim üzere en çok kadın ve çocuklar üzerine yazdığımda hüzünleniyorum elbet. Bir toplumun temelini bir çocuğun gelişimini kadınlar oluşturduğundan en hassas konudur benim için bizim için ve toplum için.”

* Ve son… Sizi siz yapan nedir? Şiirleriniz ve kitaplarınız nasıl buluşuyor okuyucularla? Teşekkürler…

“Bana bu fırsatı verdiğiniz için öncelikle sizlere teşekkür ediyorum. Yayın hayatınızda başarılar diliyorum.

Sorunuzun cevabına gelince…

Durağan olan hiç bir şeyi sevmem, okumaya, çalışmaya ve üretmeye devam. Yazmak kolay olandır asıl zor olan yaşamaktır; ben, kendi gözündeki kibrit çöpüyüm. Düşüne düşüne terliklerimin ucuna kadar indim.

Şehrin-i cananımızın medar-ı iftiharı rahmetli şairi Can AKENGİN´in adıyla yaşayan Sanat Galerisi´nde her yıl kendi adımla şiir ve sanat günleri düzenliyorum. Ayrıca her yıl düzenli TÜYAP olmak üzere çeşitli illerde düzenlenen imza günlerine katılıyorum.”

 








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
HABERCİ GAZETESİ
17.07.2021
M-1

  

 

 

 

 

M-2
M-3
Taze deniz ürünlerini hava geçirmez ve kapaklı bir kap içinde buzdolabında saklayın. En fazla iki gün içinde tüketin. Dondurulmuş deniz ürünlerini alışveriş sonrasında orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun.

Deniz Ürünleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
M-4
M-5

  /resimler/2021-1/13/1543587105199.jpg

DOLAR
8.8240
EURO
10.3526
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
´İslamın temeli ahlak, ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır…´

Hacı Bektaşı Veli
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi